30/6/2008 ·

Adım davul…Hoş gelir sesim uzaktan “deyip  tanıdık tanımadık herkese açık davetiye sunarak,

sırf  ilgi odağı olayım da insanlar beni konuşsun diye çırpınan kişiliksiz, toplum içerisinde kendisine yer edinememiş, konuşmalarına dahi triple başlayan,

bal demesi gereken yerde balta kelimesini kullanan, bardağın  dolu tarafından ziyade boş tarafına bakan, bedavadan boza satıp kendisine şiracı şahitler tutan nice gurur yoksunu,

kadın düşkünü insanlar gördüm.

 

Bol keseden atıp tutan, tükürdüğünü yalayan(!),

hayatı taviz vermekle geçen nice müsvettler gördüm…

 

 

 

 

Ne güzel söylemiş Mahzun-i….

 

Bana dönek demiş itin birisi
Açığım ne imiş sor hele hele
Eli çatlamamış
ayı irisi,
Sen bizim köylerden geç hele hele!

Köylüden yanadır toprak görmemiş,
Viskiden gayriya dudak sürmemiş,
Ömür boyu serçe bile vurmamış,
Beni vuracakmış bak
ite hele

Bir yığın kitabı almış önüne,
Sinek konsa korkar tatlı canına,

Bitli yosmasını katmış önüne,
Pehlivanlık taslar bak ite hele

Yiğittir ölüsü dağlarda kalan,
Maraş’ta kalan, Sivas’ta kalan
Yiğittir yiğidin öcünü alan,

Soytarıdan yiğit olur mu ulan,
Ordu yıkacakmış bak kere hele

Bu herifin önü sonu ayandır
Anlayana benim sözüm beyandır,
Senden korkan hayvan oğlu hayvandır,
Gel de mahsuniyi vur hele hele…

 

 

Yorum (4) Yorum yaz!

21/6/2008 ·

Pencereyi siz açarsınız cereyan olur,başkası açar temiz hava gelir. İyi oldu Allah’tan,kötü oldu sizden…Ohhh ne güzel İstanbul…

 

Bilgi eksikliğini gizlemek için laf kalabalığı ederek “ne çok şey biliyor” düşüncesini insanlara düşündürtmenin derdinde olan ama bilgi eksikliği aleni bir şekilde ortada olan nice insanlar gördüm.Onlar karlı dağdan kar bağışlarken ben pınarlardan su taşıyordum belki ama yinede onurumla yaşıyordum(ki,hala öyleyim)

 

Tam anlamı “Bir kimsenin işinin,evinin, malı-mülkünün, ilminin o kimseden gitmesini, onda olmayıp, kendinde olmasını istemek” olan HASET’in alasını yaptığı halde kendisine haset yapılıyormuş gibi göz boyayan ve kendi yalanına kendisi dahi inanan,dünya nimetlerini ebedi zannedip hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan,”Bugün de doyurduk karnımızı bakalım yarın illegal yollarla ağımıza kim takılır”diyen nice insanlar gördüm.

 

Küresel ısınmaya gebe kalan yerkürede herşey tersine dönmüşken “tüy değişirim de huyumu değişmem” deyip hala kraldan çok kralcıymış gibi davranan,önüne gelene nazar boncuğu dağıtıp ırz’a düşman kesilen, herkesi “O” kendisini de “1” gören ama ciğeri beş para etmeyen nice insanlar gördüm.

 

Doğru farzettiği ama yalandan ibaret olan reel dışı sözlerini teyid etsinler diye bir elin beş parmağını geçmeyen,dünyaya odun gelmiş odun gidecek olan kişileri etrafında toplayan,kendileri çalıp kendileri oynayan,şen kahkahalarına yalanı meze etmiş nice insanlar gördüm.

 

Gördüm…

Nice insanlar gördüm.

Kendisini “adam” zanneden,”büyük” zanneden ama adam olamayan nice insanlar gördüm.

Büyük adam olmaya lüzum yok , sadece adam ol yeter.

 

Devam edecek…

Yorum (7) Yorum yaz!

18/6/2008 ·

Demek ki pembeye çalan perdelerin kalkması gerekiyormuş gözden, işte o zaman görmek istemediğimiz ama koca bir yalan olduğunu bilip de bilmemezlikten geldiğimiz o gerçekler daha bir göze görünür oluyorlarmış.

 

Şeref yoksunu,haysiyet düşkünü ve yeri geldiğinde insanlardan nemalanmak için Din’i kendisine zırh seçen ama din ile uzaktan yakından ilgisi olmayan,karşılaştığı kişileri(karşı cinsleri bazen de hemcinslerini) meta olarak gören ve de onlara ulaşıp “kırıntı dahi olsa karımadır” düşüncesiyle hareket eden nice insanlar gördüm.

 

Takma tebessümlerle insanlara gülücük saçarak “Hümanist” olmaya çalışıp onların gözünde yer edinebilmek çabasında olan fakat samanlığın altından bırakın suyu….dereleri,çağlayanları yürüten ve sonrasında “Sütte leke olur ama onda olmaz” yalanına kendisini inandıran nice insanlar gördüm.

 

Pof-pofçuları tarafından ballı parmağın habire ağzında bırakılmaya alıştırıldığı, “Ben” duygusunu etrafına aşılamaya çalışan ve insanları sözde “Allah yarattı diye seven” ama Allah’la dahi arası açık olan,Ahmet’i Mehmet’e Ayşe’yi Fatma’ya kötüleyerek prim yapacağına o küçücük,o yok denecek kadar az olan beyinlerini inandırmaya çalışan nice insanlar gördüm.

 

“Keşke uzaktan tanıdığım gibi bilseydim ya da gerçek yüzlerini hiç görmeseydim”  dediğim (ki,tanıdığım iyi olmuşJ)  Allah’ın adını dilinden düşürmeyen insan(!) ların (insan kelimesi yukarıdaki cümlelerde olduğu gibi teşbih mahiyetinde kullanılmıştır yoksa uzaktan yakından alakası yoktur) cünup halde Cuma namazlarına gittiklerine kulaklarım şahit olmazdı. Ya da kendisinin hatalarını başkalarına malederek eksikliklerini kamufle etmelerine tanık olmazdım.

 

Her gözü olanın kendisine baktığını zanneden,insanları birer mendilmiş ve kullanıldıktan sonra atılacakmış gibi gören,Allah deyip yine Allah’a küfredebilme cürretini kendinde bulan daha sayamadığım fakat ilerleyen günlerde devamını getirecek olduğum nice insanlar gördüm.

 

Balonların gururu, iğnelerle karşılaşıncaya kadarmış hatta öyle horozlar var ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlarmış...


Devam edecek... 

Yorum (2) Yorum yaz!

12/6/2008 ·

Maşuk halime aşıklar bile ağlarken,

Gel de kanayan şu dizlerime merhem ol.

Melal bile kendi yüreğini dağlarken,

Bari sen tebessüm et de, bu gönlüme dol.

 ***

Hasretin yaktı tutuşturdu yüreğimi,

Bozdular tuttuğum en güzel dileğimi.

Namerde dudak uçuklatan  bileğimi,

Kırdılar her yerinden kalmadı bende kol .

 **

Çöl ufuklarına karıştı bak hicranım,

Ağlayarak geçiyor şimdi tüm zamanım.

Su bilip gözyaşımı içtiğim her anım,

Öldürüyor artık beni gel de ömrüm ol.

 *

 

   M.D.

Yorum (1) Yorum yaz!

10/6/2008 ·

****

 

İnandırıcı gelmiyorsa sözlerim,

Susuşumun teminatıdır gözlerim.

Ve

sustuğum yerde gözlerime bakmanı isterim.

 

***

 

Kanayan yaramıza tuz dökenlerin

Hakları var mıydı  bize karışmaya ?

Öyle aşinaydık ki darılıp barışmaya,

Kimsenin gözü kesmezdi bizimle yarışmaya !

 

**

 

Sana dair söylenecek ne varsa eksik kaldı dilimde,

Çoğunu anlatamadım sevgimin, lal oldum.

Gerek benim vurdumduymazlığım,

Gerek senin beni duymazlığın,

Kopardı bizi birbirimizden gülüm.

 

Sonrası yok.

 

Sonrası ölüm…

 

*

 

M.D.

 

 

 

Yorum (3) Yorum yaz!

9/6/2008 ·


Nef’iye kelp demiş Tahir,
İtikatı da sözde zahir.
Maliki mezhebine göre ,
Nef’i için kelpmiş Tahir..!

Bilmezsin bile fendini,
Akıllı değil cahilsin.
Adam sanarsın kendini,
Sen Lut kavmine dahilsin.

İşin gücün yok mu senin,
Meşgale edinmişsin güya,
Kulağı çınlasın ebenin,
Bilse getirir miydi dünyaya.

Bıkmadın mı taşlamaktan?
Hergün yeniden başlamaktan.
Ne dediysem almıyor sana,
İnan sıkıldım haşlamaktan.

Sivrilettin ya dilimi,
Oklar girsin gözüne
Bırak tutmayı elini
Bakmam bile yüzüne.

Yüzün yarısı ellidir,
Zoruna giden bellidir,
Delilik geçici değil,
Anlaşılan temellidir.

Susuşumun idrakına ermedin,
İçimden güzel anıyorum.
Tedaviye yanıt vermedin,
Ki düzelmezsin sanıyorum .


M.D. 07/06/2008 ÜSKÜDAR


Yorum (4) Yorum yaz!

8/6/2008 ·

 

 

Müsvettemsin,

nesin ki kağıtımın yanında…

Silüetine bile uzaksın değil ki bana…

 

***

Dilin lakırdasa kulağına yabancılaşır duydukların.

Dert olmuş deryalar kan çanağı gözlerine

Ve

Ne için yaşadığını dahi bilmeden

“Hükümsüzdür” adı altında zayiliklerdesin.

 

***

 

Yolacak saçın kalmadı, kanadı avuçların

 Sonu fenadır işini bilmeyen çavuşların.

Sana içimi kustum

Sustum.

Düğümledim dilimi.

Çektim meydandan ayağımı elimi

Yokum ya…

Zevk-i sefa sana!

Elbet birgün sıra gelecek bana.

Döner keser,döner sap

Döner birgün hesap…

 

***

Sakın unutma!

Aç tavuk kendini darı ambarında sanarmış.

Kendini de avutma…

Atın olmadığı yerde topal at biryere kadar yarış kazanırmış…

 

 

M.D.30.05.2008-Üsküdar

 

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

12/1/2008 ·

Ayın karabulutların gölgesinde kaldığı bir gecede

Hüzün saklanmıştı adındaki iki hecede

Üşüyordu,belli ki bu gece de yoktu neşesi,

Tek tesellisi elindeki şarap şisesi.

Burnunda rüzgar kokusu,

Kulaklarında dalga sesi,

Bir an evvel, bir kenara çömelmekti gayesi.

 

Sami baba, yılların yorgunluğuyla arşınladı yolları

“Bu gece son” dedi içinden,

“Bu gece son…”

 

Şakakları buz kesmiş,

Sami baba kendinden geçmiş,

Bakmadan yaşına,

Aldırmadan aklarına,

Titreyen dudaklarından çıkan kısık sesle,

Seslendi ayaklarına;

 “Bu gece son ,

Çekmeyeceksiniz artık derdimi yemin ediyorum.

Bu, hayata son yük oluşum olacak.

Bu gece artık benim yok oluşum olacak.

Hasretine yandığıma,

İlk gözağrıma,

 Karıma,

……Karıma gidiyorum.”

 

Uzun bir nefes aldı,hem de en derinden,

Doğruldu “ha gayret” lerle zor da olsa yerinden.

Başladı yürümeye göstererek en büyük çabayı,

Yürüdü koşarcasına, tutana aşkolsun  Sami baba’yı.

 

Varmıştı dalgaların dövdüğü kayalıklara,

Durdu..!

Yumdu gözlerini,

Düşündü karısının sözlerini..!

 

Rahmetli, o kazada ölmeseydi eğer,

Yeminleri varmış, beraber öleceklermiş  meğer.

Böyleymiş niyetleri kader ağlarını örmeden önce,

Bozulmuş yeminleri karısı erken ölünce.

 

Dertlerle arkadaş olmuştu, kalmamıştı neşesi

Çöktü bir kayaya, elinde şarap şişesi.

Gözyaşları koca yüreğine   damlarken

Karısına varıyordu şişeyi yudumlarken.

Dalga seslerinde kaybolan kısık sesi ile

Mırıldandı beklide son nefesi ile;

“Sevdiğim,

Gönlümün başkenti,

Diğer yarım,

Karım…

Ne vardı gidecek?

Hani sözümüz vardı?

Hani birlikte ölecektik?

  

Her yudumda düşünürken karısını,

Çoktan bitirmişti şişenin yarısını.

“Bu böyle olmuyor,

Senin yerin dolmuyor” dedi.

Ve…

Aldırmadan beynindeki mayhoşluğa

Bıraktı kendini bir anda boşluğa.

Deniz koynuna aldı hesap sormadan,

Yılların Sami'sini daha fazla yormadan,

Yuttu yorgun bedeni,

Çünkü Baba Sami’nin geçerliydi nedeni…

  

Hey gidi bir zamanların Sami babası,

Gecenin sessizliğinde zor olmadı kaybolması.

Herşeye rağmen mutluydu,

Yare varmaktan umutluydu…

 

Mümin DÜZENLİ

Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2007 ·



...................Sen boğazımda düğümsün,yutkunamadığım
....................................Yıllar geçse de üzerinden unutamadığım...


Herşey ilk görüşte başlamıştı,gözağrımdın
Kor düşmüş yüreğimdin sen,yanan bağrımdın.

Al al olmuştu yanaklarım,heyecanlanmıştım
Bildiğim gerçekleri seninle yalanlamıştım.

O kadar çok mutluydum ki,aradığımı bulmuştum
Sen nefesimdin ve ben seninle varolmuştum.

Bir,iki,üç derken günler günleri kovalamıştı,
Yok sandığım kalbimde sanki anka yuvalamıştı.

Bu böyle devam ederken,aniden çıktın gönlümden
Sarstın beni yıktın,çaldın yıllarımı ömrümden.

Hangi yolu denediysem bir türlü sana ulaşamadım,
Seni seninle yaşamak varken,sensizliğe alışamadım.

İçlendim,kaygılandım,bir selamına muhtaç kaldım
Onu da getiren olmadı,kendimi meçhule saldım.

Birgün göründün bana bu duman karası kentte,
İşte o an fırtınalar koptu gönlümdeki başkentte.

Bu bir hayal deyip inanamadım iki gözüme,
Yüzüğün parmağındaydı,bakamadım yüzüne.

Görmemezlikten geldin,sende teyet geçtin
Ben kurbanın mıydım,söyle beni neden seçtin?

Seni seven yüreğim,şimdi senin kanlınmış
"Hayırlı olsun" dediğim meğerse nişanlınmış.

O an yıkıldım,inmeler beynimde dolandı
Vurgun yemiş gönlüm daha bir yaralandı.

Sen gününü gün ettin,beni hüzünlere attın
Sonunda adımı ağlayan şaire çıkarttın.

Unutmak kolay değil,sanma bir kalemde silerim
Ve ben,herşeye rağmen sana mutluluklar dilerim...


Mümin DÜZENLİ ile BirGeceVakti

Yorum (2) Yorum yaz!

7/11/2007 ·

 

Sevdiğim,
Kıymetini bilemediğim;
Buruşturup bir kenara fırlattığım kağıtlardaki anılarımda saklı kalanım,
"Dünyan" bilipte gülen gözlerle gözlerime bakanım,
Düşüncelerimin altında ezilen aklıma düştün yine...
Gözlerim kararıyor,
Sensizlikten çatlayan dudaklarım ani reflekslere gebe,
Ne haldesin,nerdesin bilmiyorum.
Ama inan bana sevdiğim seni çok merak ediyorum.
"Aklın başına şimdi mi geldi"diyebilirsin,
Görmemezlikten,duymamazlıktan da gelebilirsin.
Seven kalbe yapılan en büyük ihanetse karşılksız kalmak,
"Sen de sevmediklerine say" da diyebilirsin.

Haklısın,ne söylesen haklısın...
Ben anlamadım,ben bilemedim...
Ama seni çok sevdim,bildiğin gibi değil...
Bildiğin gibi değil içimdeki yangınlar,
Bildiğin gibi değil,bilemezsin...

Deli der oldular kendimle konuştuğumu görenler
Tüm sözlerim adınla başlıyor.
Bilmem çınlıyor mu kulakların,
Farkında mısın olup bitenlerin...

Çok yoğunum bunca iş güç arası,
Seni sevmekle meşgulum,
An değil,çoğu zaman...
Çıkıp gelsen bana şu kapıdan,
Dolasan boynuma kollarını tıpkı yatağını arayan ırmak gibi,
Coşkulu,gürül gürül,gümbür gümbür...
Yılda birkaç kez gelen bayramlarda sevindirilen çocuk gibi,
Sevinç naraları atmazmıyım herkese inat...
Dökmezmiyim mahalleliyi balkona,
Üst kattaki komşu varsın vursun duvarlara
Umrumda mı ki sanki....
Sen gelmişsin bana ne ahaliden,
Görür mü gözüm senden başkasını.
Yakarım bu geceleri gelişine,
Ab-ı hayat doldurur kadehine
"Şerefe" der,fon-dip yaparız...


Ah keşke...Keşke ya...Keşke gelsen...
Ölüm mü var bana karada sevdiğim.
Türkülerime anlam kazandıran,
Şiirleri çıldırtan sevdiğim.

Sevgimden yargılanıyordum,
Seni sevmeye müebbet yedim.
Benimle olur musun?

Benimle ölür müsün?

 

 

Mümin DÜZENLİ

 

 
   

Yorum (16) Yorum yaz!

« Önceki ::